Fransa yarı finalde: “Turnuvanın Bayern Münih'i” ve başrole geçen Mbappé
Çeyrek finallerin ilk gecesi Foxborough'da beklenen oldu: Fransa, Fas'ı 2-0 geçip üst üste üçüncü Dünya Kupası yarı finaline yükseldi. Ama asıl konu skor değil; NOW Spor'un maç sonu panelinde Fransa için kurulan cümle, turnuvanın geri kalanının da özeti gibiydi: “Turnuvanın Bayern Münih'i.” Bir de her geçen maç başka bir boyuta geçen Mbappé var.
Gillette Stadium'daki ilk çeyrek final, maç öncesi haftalarca konuşulan hakem tartışmalarını, 2022 rövanşı hikâyelerini ve Fas romantizmini doksan dakikada rafa kaldırdı. Fransa 2-0 kazandı; Mbappé ilk yarıda penaltı kaçırmasına rağmen 60'ta golünü attı, altı dakika sonra Dembélé farkı ikiye çıkardı. Gol beklentisi tablosu maçın gerçek hikâyesini anlatıyor: Fransa 3.04, Fas 0.14. Deschamps'ın takımı 2018 ve 2022'nin ardından üst üste üçüncü kez Dünya Kupası yarı finalinde.
NOW Spor'un maç sonu panelinde Fransa için kurulan benzetme gecenin özetiydi: “Bundesliga'da Bayern Münih neyse, bu turnuvada Fransa o — açık ara öndeler; en yakınları İspanya ve Arjantin desek bile arada iki gömlek fark var.” Yayında altı çizilen şey kadro derinliğiydi: Mbappé kenara geldiğinde oyunun hiç değişmemesi, “48 takımın 38'inde ilk on bir başlayacak” denilen Mateta'nın öylesine süre alması. Panelin canlı anketi de aynı yöne işaret etti: seçenekler “yarı finalde elenir, finalde kaybeder, şampiyon olur” idi ve masanın çoğunluğu şampiyonluğa bastı.
Madalyonun öbür yüzü Fas'tı. Aynı yayında Fas için hem büyük bir saygı hem de açık bir hayal kırıklığı dile getirildi. Saygı tarafı iddialıydı: “1994 Nijerya'sından sonra tarihin en iyi ikinci Afrika takımı bu Fas” — nitekim FIFA sıralamasında ilk beşe girebilen ikinci Afrika ülkesi olduğu bilgisi de masaya geldi. Hayal kırıklığı tarafı ise acımasızdı: Hollanda'yı eleyip Brezilya'ya yenilmeden çeyrek finale gelen bir takımın Fransa önünde “komple silik” kalması, maçın “grup aşamasının ikinci maçı gibi” hissettirmesi. Yayındaki cümleyle: “Fransa'ya elenmek ayıp değil, yenilmek de ayıp değil; ama hiç mi bir şey yapamazsın?”
Fas cephesi de bu okumayı çok uzağa düşürmedi. Teknik direktör Mohamed Ouahbi maç sonunda “Çok iyi bir takıma karşı oynadığımızı kabul etmeliyiz, ilk yarıda çok acı çektik” dedi ve ekledi: “Devam edeceğiz, burada durmayacağız. Büyük hayal kırıklığı içindeyiz; daha fazlasını istiyorduk ama kabullenmek zorundayız.” Deschamps ise rakibine şapka çıkarıp — “bu Fas takımına büyük saygım var, gülümseyen bir gelecekleri olacak” — kendi takımı için çıtayı sabit tuttu: “Henüz sadece yarı finaldeyiz. Zirveye ulaştığımızı düşünmemeliyiz. Biz bir görevdeyiz.”
Gecenin en kalıcı başlığı ise Mbappé olabilir. Dünya Kupası kariyerinde 20 maçta 20 gole ulaştı; bu turnuvadaki 8 golüyle gol krallığında Messi'yle eşitlendi. Ama panelde asıl konuşulan istatistik değil, dönüşümdü: Paraguay maçında doksan dakika tekme yiyip sesini çıkarmadan takımını sırtlamasının bir “algı kırılması” yarattığı, mücadelesi ve paylaşımcılığıyla “başka bir boyuta geçtiği”, bu turnuvanın onun için bir “dönüm noktası” olduğu söylendi. Maç sonundaki ayak bileği endişesine de yayında pek prim verilmedi: “Maç 2-1 olsaydı Mbappé çıkmayacaktı; riske atmak istemediler.” Deschamps da aynı şeyi söyledi: küçük bir ağrı, ciddi bir şey yok.
Şimdi gözler bu akşamki İspanya-Belçika maçında: kazanan, salı günü Dallas'ta Fransa'nın yarı final rakibi olacak. Panelde kurulan denklemi taşımaya devam edeceğiz: 2026'nın sorusu artık “kim şampiyon olur” değil, “Fransa'yı kim durdurur”. 19 Temmuz akşamı kupayı Mbappé kaldırırsa, yayındaki öngörünün de altını şimdiden çizelim: kulüpler dahil dünya futbolunun tartışmasız bir numarası o olacak.